Bu hafta Cuma hutbesinde neler var?
Bu hafta Cuma hutbesinde neler var?
Diyanet İşleri Başkanlığı, her Cuma olduğu gibi bu hafta da Cuma hutbesini yayınladı. Peki Cuma hutbesinde neler konuşuldu? Cuma hutbesinin detaylarında neler var?
Bu haftaki Cuma hutbesinde “tevekkül” konusu ön plana çıkarıldı. Hutbede, bireylerin Allah’a karşı sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği vurgulandı. Hutbe metninde; sorumluluk bilinci, aile yapısı ve Allah’a yöneliş gibi konular ele alındı. Ayrıca hutbenin daha iyi anlaşılabilmesi için Mehmet Akif Ersoy’dan bir pasaja da yer verildi.
Cuma Hutbesinin Ana Konusu Ne Oldu?
27 Mart 2026 Cuma namazı öncesinde okunan hutbede tevekkül kavramı detaylı şekilde işlendi.
Hutbede, tevekkülün; Müslümanın üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdikten sonra Allah’ın rahmetine sığınması olduğu ifade edildi. Kişinin hedeflerine ulaşmak için gerekli tedbirleri alması, aklını ve iradesini doğru kullanması gerektiği belirtilirken, sonucunda Allah’a güvenip dayanmasının önemi vurgulandı.
Hutbede ayrıca tevekkülün günlük hayattaki yansımalarına da değinildi. Bir ebeveynin çocuklarına iyi bir örnek olması, bir gencin eğitim ve meslek hayatı için çaba göstermesi, bir tüccarın dürüst ticaret yapması ve bir çiftçinin emeğinin karşılığını Allah’tan beklemesi tevekkülün örnekleri arasında gösterildi.
“Tevekkül tembellik değildir” vurgusu yapıldı
Hutbede dikkat çeken bir diğer önemli mesaj ise tevekkülün yanlış anlaşılmaması gerektiği oldu.
“Allah’ın dediği olur” düşüncesiyle tedbiri elden bırakmanın, “Nasıl olsa rızkım verilir” anlayışıyla çalışmayı terk etmenin İslam’da yeri olmadığı ifade edildi. Müslümanın, “Tedbir kuldan, takdir Allah’tan” anlayışıyla hareket etmesi gerektiği belirtildi.
Kur’an-ı Kerim’de yer alan “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” ayeti hatırlatılarak, çalışmanın ve emeğin önemi bir kez daha vurgulandı.
Hutbe anlamlı sözlerle tamamlandı
Cuma hutbesi, Mehmet Akif Ersoy’un şu sözleriyle sona erdi:
“Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!”
Hutbe Şu Şekilde:
TEVEKKÜL
Muhterem Müslümanlar! Yüce dinimiz İslam’ın hayatımızın her alanına yansıtmamızı emrettiği ilkelerden biri tevekküldür. Tevekkül; Müslümanın, sorumluluklarını hakkıyla yerine getirip Allah’ın rahmet ve merhametine sığınmasıdır. Üzerine düşen tedbirleri alıp Allah’ın takdirini beklemesidir. Meşru isteklerine ulaşmak için sebeplere sarılması, aklını ve iradesini doğru yönde kullanması, Allah’a güvenip dayanmasıdır. Aziz Müminler! Tevekkül, bir ebeveynin; Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunamaz”1 buyruğuna uyarak evlatlarına güzel örnek olması, daha sonra onlardan erdem ve fazilet beklemesidir. Bir gencin, “Yaptığınız işi güzel yapın. Allah işini güzel yapanları sever”2 ilkesi gereğince geleceğini; ilim, sanat ve meslek çerçevesinde şekillendirmesi, sonra Allah’tan başarı istemesidir.
Kıymetli Müslümanlar! Kimi zaman tevekkül; bir tüccarın, ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yaptıktan sonra Allah’tan hayırlı kazanç dilemesi olarak karşımıza çıkar. Kimi zaman da tevekkül; bir çiftçinin toprağı doğru işleyip, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Sadece Allah’a tevekkül ettik.’ deyiniz”3 hadis-i şerifi gereğince hasadın bereketini Allah’a havale etmesi olarak hayata yansır.
Değerli Müminler! Tevekkül, tembelliğin sığınağı, miskinliğin bahanesi değil, uyanışın ve kendine gelmenin vesilesidir. Allah’ın yardımını ümit ederek fiili duada bulunmak; zamanın gereklerine uygun bilgi ve teknoloji üretmektir. Zaferlerin emeksiz elde edilemeyeceği bilinciyle düşmanları caydıracak güce ulaşmak için gayret etmek, Cenâb-ı Hak’tan nusret ve inayet dilemektir. Aziz Müslümanlar! “Allah’ın dediği olur” kanaatiyle tedbiri elden bırakmak, “Kaderde ne varsa o gelir başa” anlayışıyla sorumlulukları ihmal etmek, “Nasıl olsa Allah rızkımı verir” düşüncesiyle çalışmayı terk etmek, İslam’ın tevekkül anlayışında kendisine asla yer bulamaz. Müslümana düşen; ‘Tedbir kuldan, takdir Allah’tan’ şuuruyla gecesini gündüzüne katarak çalışmaktır. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalışmasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir.”4 Kıymetli Kardeşlerim! Kalplerimizin huzur bulabilmesi için hayatımızın her alanında; okurken, çalışırken, ailemizin rızkını temin ederken, zorluklara karşı mücadele verirken tevekküle ihtiyacımız vardır. Zaman, kendimize gelme ve tevekkül anlayışımızı gözden geçirme zamanıdır. Vakit, çalışmayı, üretmeyi ve mücadeleyi hayatımızın vazgeçilmez bir parçası kılma vaktidir.
Hutbemizi İstiklal Şairimizin şu veciz sözleriyle bitiriyoruz: Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol, Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
