Ali ÜNLÜ
Köşe Yazarı
Ali ÜNLÜ
 

"BEN KEMAL GELİYORUM" PARODİSİ: İLETİŞİMİN HAFİFLETİCİ GÜCÜ

Siyasetin dili son yıllarda önemli ölçüde değişti. Artık meydanlarda atılan sloganlar, televizyon ekranlarında yapılan konuşmalar ya da parti açıklamaları kadar sosyal medyada üretilen içerikler de gündemi belirliyor. Özellikle parodiler, siyasi tartışmaların ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Ancak burada üzerinde durulması gereken önemli bir nokta var: Mizah yalnızca güldürmek için mi kullanılıyor, yoksa bazen bir konunun ağırlığını azaltmanın aracı mı oluyor? Bir insanın ensesine vurursunuz. Canı yanar, dönüp tepki gösterecektir. Fakat siz aynı anda kahkaha atarsınız. Ortamdaki diğer insanlar da gülmeye başlar. O an yaşanan şey değişmez; ensesine vurulan kişi hâlâ acıyı hissediyordur. Ancak olayın algısı değişmiştir. Çünkü kahkaha, yaşanan eylemin üzerini örten bir örtü gibi işlev görmeye başlamıştır. Tepkinin sertliği azalır, konu farklı bir zemine taşınır. Günümüz siyasetinde parodiler zaman zaman tam da böyle bir işlev görüyor. Bir tartışmanın özünü konuşmak yerine, onun etrafında oluşan mizahi içerikler konuşuluyor. Bir kavramın hukuki veya siyasi boyutu yerine, onun sosyal medyada üretilen esprileri gündem oluyor. Son dönemde sıkça tartışılan “mutlak butlan” kavramı bunun dikkat çekici örneklerinden biri. Hukuk dünyasında son derece ciddi sonuçları olan bu kavram, kısa süre içinde sosyal medya kullanıcılarının diline düştü. Videolar, montajlar, caps'ler ve espriler peş peşe geldi. Birçok kişi kavramın hukuki içeriğini araştırmak yerine, onunla ilgili üretilen mizahı tüketmeye başladı. Böylece tartışmanın merkezinde bulunması gereken mesele geri plana itildi. Benzer bir durum yıllar önce “Ben Kemal Geliyorum” sloganında da yaşanmıştı. O dönem bir siyasi kampanyanın güçlü mesajı olarak ortaya çıkan bu slogan, kısa sürede sayısız parodiye konu oldu. Sosyal medya kullanıcıları sloganı farklı olaylara uyarladı, videolar hazırladı, şarkılar yaptı, espriler üretti. Bir noktadan sonra sloganın siyasi içeriğinden çok, onun mizahi versiyonları konuşulmaya başlandı. Burada mesele sloganın kendisi ya da onu destekleyen veya eleştiren kesimler değildir. Mesele, parodinin kamuoyu üzerindeki etkisidir. Çünkü parodi bazen eleştiriyi güçlendirirken, bazen de tartışmanın odağını değiştirir. İnsanlar olayın özünü değil, onun komik versiyonunu hatırlar hale gelir. Bu nedenle günümüzde mizahı yalnızca eğlence olarak değerlendirmek eksik kalır. Mizah aynı zamanda bir algı yönetimi aracına dönüşebilir. Bilinçli ya da bilinçsiz şekilde, bir olayın ağırlığını hafifletebilir. İnsanların öfkesini azaltabilir, dikkatini başka yöne çekebilir veya tartışmanın merkezini değiştirebilir. Elbette mizah demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biridir. Güldürür, düşündürür ve eleştiri imkânı sunar. Ancak bazen de kahkahanın sesi, gerçeğin sesinden daha yüksek çıkabilir. İşte o zaman durup düşünmek gerekir. “Ben Kemal Geliyorum” sloganının parodilerle yeniden üretilmesi de, “mutlak butlan” kavramının sosyal medya esprilerine dönüşmesi de aynı iletişim gerçeğini hatırlatıyor: Bir konu ne kadar çok mizahın konusu olursa olsun, onun özündeki gerçeklik ortadan kalkmaz. Tıpkı ensesine vurulan kişinin acısının, atılan kahkahalarla yok olmaması gibi. Çünkü bazen toplumlar bir meseleyi tartışmayı bırakıp ona gülmeye başladığında, asıl sorulması gereken soru şudur: Kahkaha gerçeği görünür mü kılıyor, yoksa onu perdeleyen bir sis bulutuna mı dönüşüyor? Bu sorunun cevabı, yalnızca siyaseti değil, kamuoyunun olayları nasıl algıladığını da anlamamızı sağlayacaktır.
Ekleme Tarihi: 11 Haziran 2026 -Perşembe

"BEN KEMAL GELİYORUM" PARODİSİ: İLETİŞİMİN HAFİFLETİCİ GÜCÜ

Siyasetin dili son yıllarda önemli ölçüde değişti. Artık meydanlarda atılan sloganlar, televizyon ekranlarında yapılan konuşmalar ya da parti açıklamaları kadar sosyal medyada üretilen içerikler de gündemi belirliyor. Özellikle parodiler, siyasi tartışmaların ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Ancak burada üzerinde durulması gereken önemli bir nokta var: Mizah yalnızca güldürmek için mi kullanılıyor, yoksa bazen bir konunun ağırlığını azaltmanın aracı mı oluyor?

Bir insanın ensesine vurursunuz. Canı yanar, dönüp tepki gösterecektir. Fakat siz aynı anda kahkaha atarsınız. Ortamdaki diğer insanlar da gülmeye başlar. O an yaşanan şey değişmez; ensesine vurulan kişi hâlâ acıyı hissediyordur. Ancak olayın algısı değişmiştir. Çünkü kahkaha, yaşanan eylemin üzerini örten bir örtü gibi işlev görmeye başlamıştır. Tepkinin sertliği azalır, konu farklı bir zemine taşınır.

Günümüz siyasetinde parodiler zaman zaman tam da böyle bir işlev görüyor. Bir tartışmanın özünü konuşmak yerine, onun etrafında oluşan mizahi içerikler konuşuluyor. Bir kavramın hukuki veya siyasi boyutu yerine, onun sosyal medyada üretilen esprileri gündem oluyor.

Son dönemde sıkça tartışılan “mutlak butlan” kavramı bunun dikkat çekici örneklerinden biri. Hukuk dünyasında son derece ciddi sonuçları olan bu kavram, kısa süre içinde sosyal medya kullanıcılarının diline düştü. Videolar, montajlar, caps'ler ve espriler peş peşe geldi. Birçok kişi kavramın hukuki içeriğini araştırmak yerine, onunla ilgili üretilen mizahı tüketmeye başladı. Böylece tartışmanın merkezinde bulunması gereken mesele geri plana itildi.

Benzer bir durum yıllar önce “Ben Kemal Geliyorum” sloganında da yaşanmıştı. O dönem bir siyasi kampanyanın güçlü mesajı olarak ortaya çıkan bu slogan, kısa sürede sayısız parodiye konu oldu. Sosyal medya kullanıcıları sloganı farklı olaylara uyarladı, videolar hazırladı, şarkılar yaptı, espriler üretti. Bir noktadan sonra sloganın siyasi içeriğinden çok, onun mizahi versiyonları konuşulmaya başlandı.

Burada mesele sloganın kendisi ya da onu destekleyen veya eleştiren kesimler değildir. Mesele, parodinin kamuoyu üzerindeki etkisidir. Çünkü parodi bazen eleştiriyi güçlendirirken, bazen de tartışmanın odağını değiştirir. İnsanlar olayın özünü değil, onun komik versiyonunu hatırlar hale gelir.

Bu nedenle günümüzde mizahı yalnızca eğlence olarak değerlendirmek eksik kalır. Mizah aynı zamanda bir algı yönetimi aracına dönüşebilir. Bilinçli ya da bilinçsiz şekilde, bir olayın ağırlığını hafifletebilir. İnsanların öfkesini azaltabilir, dikkatini başka yöne çekebilir veya tartışmanın merkezini değiştirebilir.

Elbette mizah demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biridir. Güldürür, düşündürür ve eleştiri imkânı sunar. Ancak bazen de kahkahanın sesi, gerçeğin sesinden daha yüksek çıkabilir. İşte o zaman durup düşünmek gerekir.

“Ben Kemal Geliyorum” sloganının parodilerle yeniden üretilmesi de, “mutlak butlan” kavramının sosyal medya esprilerine dönüşmesi de aynı iletişim gerçeğini hatırlatıyor: Bir konu ne kadar çok mizahın konusu olursa olsun, onun özündeki gerçeklik ortadan kalkmaz. Tıpkı ensesine vurulan kişinin acısının, atılan kahkahalarla yok olmaması gibi.

Çünkü bazen toplumlar bir meseleyi tartışmayı bırakıp ona gülmeye başladığında, asıl sorulması gereken soru şudur: Kahkaha gerçeği görünür mü kılıyor, yoksa onu perdeleyen bir sis bulutuna mı dönüşüyor? Bu sorunun cevabı, yalnızca siyaseti değil, kamuoyunun olayları nasıl algıladığını da anlamamızı sağlayacaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve postegram.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.