Ali ÜNLÜ
Köşe Yazarı
Ali ÜNLÜ
 

BİLDİĞİNİ SANMAK MI, BİLMEK Mİ? DUNNING-KRUGER ETKİSI ÜZERİNE

Günümüzde bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Birkaç tıklama ile dünyanın herhangi bir yerindeki bir makaleye, videoya veya uzmanın görüşüne erişebiliyoruz. Ancak bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, her zaman bilgili olduğumuz anlamına gelmiyor. Tam da bu noktada psikoloji literatürünün en dikkat çekici kavramlarından biri olan Dunning-Kruger Etkisi karşımıza çıkıyor.  1999 yılında psikologlar David Dunning ve Justin Kruger tarafından ortaya konulan bu kavram, basit bir gerçeğe işaret ediyor: Bir konuda yeterli bilgiye sahip olmayan kişiler, çoğu zaman bilgi ve yeteneklerini olduğundan fazla değerlendirme eğilimindedir. Buna karşılık gerçekten bilgili ve deneyimli kişiler ise sahip oldukları bilgiyi sıradan görerek kendi yeterliliklerini daha düşük değerlendirebilirler.  Aslında bu durumla günlük yaşamda sık sık karşılaşıyoruz. Sosyal medya platformlarında birkaç video izledikten sonra ekonomi uzmanı kesilenler, kısa bir araştırmanın ardından doktorlardan daha doğru teşhis koyduğunu düşünenler veya birkaç haber okuyarak karmaşık siyasi meseleleri tamamen çözdüğünü iddia edenler bunun örnekleri arasında sayılabilir. Elbette herkesin fikir sahibi olma hakkı vardır. Ancak fikir sahibi olmak ile uzman olmak arasında önemli bir fark bulunur.  Dunning-Kruger Etkisi'nin en ilginç yönlerinden biri, kişinin eksik bilgisinin farkında olmamasıdır. Çünkü bir konuda yetersiz olan birey, aynı zamanda kendi yetersizliğini değerlendirecek bilgi ve deneyime de sahip değildir. Başka bir ifadeyle kişi, neyi bilmediğini bilmez. Bu nedenle özgüveni yüksek görünse de değerlendirmeleri çoğu zaman hatalı olabilir.  Özellikle dijital çağda bu etkinin daha görünür hale geldiğini söylemek mümkün. Sosyal medya algoritmaları, insanların düşüncelerini destekleyen içerikleri ön plana çıkarabiliyor. Böylece kişi kendi görüşünü doğrulayan bilgilerle karşılaştıkça daha da emin hale geliyor. Oysa farklı görüşleri dinlemek, uzmanların çalışmalarını incelemek ve gerektiğinde "Bunu bilmiyorum" diyebilmek gerçek öğrenmenin temelini oluşturuyor.  Gazetecilik açısından bakıldığında da Dunning-Kruger Etkisi önemli sonuçlar doğuruyor. Bilgi kirliliğinin arttığı bir dönemde insanlar çoğu zaman doğrulanmış haberlerle kişisel yorumları birbirine karıştırabiliyor. Bir sosyal medya paylaşımının altında yapılan yüzlerce yorumun bulunması, o yorumların doğru olduğu anlamına gelmiyor. Nitelikli bilgi ile yüksek sesle söylenen iddia aynı şey değildir.  Ancak bu kavramı yalnızca başkalarını eleştirmek için kullanmak da yanlış olur. Çünkü Dunning-Kruger Etkisi hepimizin zaman zaman içine düşebileceği bir psikolojik tuzaktır. Hepimiz bazı konularda yeterince bilgi sahibi olmadan kesin yargılara varabiliriz. Bu nedenle önemli olan, yanılabileceğimizi kabul etmek ve öğrenmeye açık kalmaktır.  Bilimin, eğitimin ve deneyimin değeri de burada ortaya çıkıyor. Gerçek uzmanlar genellikle kesin hükümler vermekten kaçınır; çünkü konunun ne kadar karmaşık olduğunu bilirler. Bilgi arttıkça belirsizliklerin farkına varılır, yeni sorular ortaya çıkar ve öğrenme süreci devam eder.  Dunning-Kruger Etkisi, bize önemli bir ders veriyor: Bilgeliğin ilk adımı her şeyi bildiğini düşünmek değil, bilmediklerinin farkına varmaktır. Günümüzün hızlı bilgi akışı içinde belki de en değerli cümle, "Bu konuda daha fazla öğrenmem gerekiyor" diyebilmektir. Çünkü gerçek öğrenme, kesinlikten değil meraktan beslenir.
Ekleme Tarihi: 02 Haziran 2026 -Salı

BİLDİĞİNİ SANMAK MI, BİLMEK Mİ? DUNNING-KRUGER ETKİSI ÜZERİNE

Günümüzde bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Birkaç tıklama ile dünyanın herhangi bir yerindeki bir makaleye, videoya veya uzmanın görüşüne erişebiliyoruz. Ancak bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, her zaman bilgili olduğumuz anlamına gelmiyor. Tam da bu noktada psikoloji literatürünün en dikkat çekici kavramlarından biri olan Dunning-Kruger Etkisi karşımıza çıkıyor. 

1999 yılında psikologlar David Dunning ve Justin Kruger tarafından ortaya konulan bu kavram, basit bir gerçeğe işaret ediyor: Bir konuda yeterli bilgiye sahip olmayan kişiler, çoğu zaman bilgi ve yeteneklerini olduğundan fazla değerlendirme eğilimindedir. Buna karşılık gerçekten bilgili ve deneyimli kişiler ise sahip oldukları bilgiyi sıradan görerek kendi yeterliliklerini daha düşük değerlendirebilirler. 

Aslında bu durumla günlük yaşamda sık sık karşılaşıyoruz. Sosyal medya platformlarında birkaç video izledikten sonra ekonomi uzmanı kesilenler, kısa bir araştırmanın ardından doktorlardan daha doğru teşhis koyduğunu düşünenler veya birkaç haber okuyarak karmaşık siyasi meseleleri tamamen çözdüğünü iddia edenler bunun örnekleri arasında sayılabilir. Elbette herkesin fikir sahibi olma hakkı vardır. Ancak fikir sahibi olmak ile uzman olmak arasında önemli bir fark bulunur. 

Dunning-Kruger Etkisi'nin en ilginç yönlerinden biri, kişinin eksik bilgisinin farkında olmamasıdır. Çünkü bir konuda yetersiz olan birey, aynı zamanda kendi yetersizliğini değerlendirecek bilgi ve deneyime de sahip değildir. Başka bir ifadeyle kişi, neyi bilmediğini bilmez. Bu nedenle özgüveni yüksek görünse de değerlendirmeleri çoğu zaman hatalı olabilir. 

Özellikle dijital çağda bu etkinin daha görünür hale geldiğini söylemek mümkün. Sosyal medya algoritmaları, insanların düşüncelerini destekleyen içerikleri ön plana çıkarabiliyor. Böylece kişi kendi görüşünü doğrulayan bilgilerle karşılaştıkça daha da emin hale geliyor. Oysa farklı görüşleri dinlemek, uzmanların çalışmalarını incelemek ve gerektiğinde "Bunu bilmiyorum" diyebilmek gerçek öğrenmenin temelini oluşturuyor. 

Gazetecilik açısından bakıldığında da Dunning-Kruger Etkisi önemli sonuçlar doğuruyor. Bilgi kirliliğinin arttığı bir dönemde insanlar çoğu zaman doğrulanmış haberlerle kişisel yorumları birbirine karıştırabiliyor. Bir sosyal medya paylaşımının altında yapılan yüzlerce yorumun bulunması, o yorumların doğru olduğu anlamına gelmiyor. Nitelikli bilgi ile yüksek sesle söylenen iddia aynı şey değildir. 

Ancak bu kavramı yalnızca başkalarını eleştirmek için kullanmak da yanlış olur. Çünkü Dunning-Kruger Etkisi hepimizin zaman zaman içine düşebileceği bir psikolojik tuzaktır. Hepimiz bazı konularda yeterince bilgi sahibi olmadan kesin yargılara varabiliriz. Bu nedenle önemli olan, yanılabileceğimizi kabul etmek ve öğrenmeye açık kalmaktır. 

Bilimin, eğitimin ve deneyimin değeri de burada ortaya çıkıyor. Gerçek uzmanlar genellikle kesin hükümler vermekten kaçınır; çünkü konunun ne kadar karmaşık olduğunu bilirler. Bilgi arttıkça belirsizliklerin farkına varılır, yeni sorular ortaya çıkar ve öğrenme süreci devam eder. 

Dunning-Kruger Etkisi, bize önemli bir ders veriyor: Bilgeliğin ilk adımı her şeyi bildiğini düşünmek değil, bilmediklerinin farkına varmaktır. Günümüzün hızlı bilgi akışı içinde belki de en değerli cümle, "Bu konuda daha fazla öğrenmem gerekiyor" diyebilmektir. Çünkü gerçek öğrenme, kesinlikten değil meraktan beslenir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve postegram.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.